Cumartesi, Şubat 04, 2012

İmkansızları Yaşarsın da Anlatmamalısın

Yazmayacağım, yazmayacağım dedim kendi kendime ama yine dayanamadım. İşte yine yeni bir yazıya başladım. Hayattaki tecrübelerimi size aktarma zamanım. Kesin ve açık bir dille söylüyorum. Eğer aşık olmaya alışık değilseniz. Aşık olduğunuz kişiye karşı şeffaf olmayın. Hemen indirmeyin yelkenleri suya. 

Eğer hayatınız boyunca inanılmayacak şeyler yaşadıysanız. Kime olursa olsun anlatmayın. İnanmazlar çünkü, geçmişten dem vurduğunuzda anlattığınız şeyler hep realistik ve mümkün olduğunca inanılabilir olmalı. Sizin yaşadığınız inanılmaz şeyler, kimseye ama kimseye anlatılmamalı. Ben yaşadım, yaşadıklarımı aynen anlattım da ne oldu. İnanmadılar, inandırmadılar. Hatta aralarında konuşup iyi sıkıyor ha, şunu bir gün yakalayalım da bütün foyası meydana çıksın bile dediler. Biliyorum. En azından içlerinden böyle düşünmüş olabilirler. Düşündüler.


Neyse, çocukluğum çok garip duygular içerisinde geçti. Yalana karşı çok hassas biriyim. Eğer birinin bana karşı söylediği yalanı yakalarsam. Saniseler içinde onu hayatımdan silebilirim. Dizilerde bile yalan söyleyenlere acayip sinirleniyorum. O kadar ki sanki set bizim orda olsa bi tane yerleştireceğim ağzına. İnanılmayacak şeyler yaşadım ve bunları ayrıntıları dahi atlamadan insanlara anlattım. Daha doğrusu yakın gördüklerime ve aşık olduklarıma bir kısmını anlattım. Ne oldu sonunda söyleyeyim. Hiç biri inanmadılar ve salladılar. Bundan gayrı geçmişten dem vurmak yok. Benimle bir ay birlikte yaşa gör diyeceğim neler olabileceğini, nasıl imkansızlıklarla karşılaşabileceğini. 

Bugün bir yorum gelmiş bloguma, bu kadar çok ziyaretçi alıyorsun ama yorumların yeterli değil diyor (ingilizce). Yorum yapmak istemiyor insanlar ne yapayım? Ben öylesine içimden geçenleri anlatıyorum buraya. İsteyen yorum yapar isteyen yapmaz. Ben şimdi niye yorum yapmıyorsun niye beğenmiyorsun diye insanlara sorayım mı? Ya da ne yapayım, kardeşim şunu beğenir misin mi diyeceğim, demem. Demedim. Demeyeceğim.

Arka sokakların geceleri siyah günlerinden sokak lambasının siyahını söndüremediği geceden seslendim size bugün. İmkansız olayları hayal gücüm ile birleştirip, sizlere sunmadığımdan emin olasınız diye yazdım bu yazıyı. Benden menfaat bekleyen herkesi göz bebeklerinin içinden anladım. Kızdım onlara gözlerimle, bir bakışım ile ağlatmak istedim de, ben geçmişteki ben değildim. Geçmişten geçtim dedim de vazgeçince geleceğimi göremedim. Ben kerim ömer, yalnız bir geceden sesleniyorum size. Yalnız ama benim için değil, yalnız kaldığını sananlar içindi bu gece.




İlham perim geldi omzuma kondu da sağ kulağıma bir şiir fısıldadı benim. Düz yazı arkasında şiir mi olur dedim de, olur canım dedi. Mest etti yine beni.

Yalnışsız bir hayat bekler insanlar,
İmkansız gelecekleri hayal ederler,
Ya geçmişlerinde yaşadıkları
Onlardan firar ederler.
Hep geçmişi unutarak,
Geleceğe bakmak isterler de,
Tecrübelerinden vazgeçemezler.
Benim gibi uzun yazılar yazmaktır hedefleri
Acıları yakar onları, bir de geceleri.
O yüzden siyahtır geceler,
Yanlışları kaybetmeye meyil ederler.
Ama bir türlü beceremezler.
Çünkü siyahın içinde kendini belli eder beyaz,
Aşk'tan söz etmeden, acılar unutulamaz derler.
Hatıralara gömülmeden yaşayan,
Hatıralarını anlatmayan, kendini tanıtamaz.
Bir Bursa gecesi yine bu yaşadığım.
Anılara gömülüp sadece kendime anlattığım.

Bir anda bir göz çifti canlandı önümde,
Gecenin siyahı kadar siyahtı gözler.
İçlerinde anlattıklarını bir ben anladım da,
Anlatamadım yaşadıklarımı bu bedende..

2 yorum:

nini dedi ki...

çok iyi, çok güzel durmuş o serbest şiirin orada!


ayrıca geçmişle ilgili olan 2. paragrafın ve yalana karşı olan hissiyatların kelimesi kelimesine benim için yazılmış gibi. seni bu konularda en az sen kadar iyi anladığımı bilmeni isterim...

Mühendis'ül Edebiyat dedi ki...

Teşekkür ederim, öyle yazdım içimden gelenleri.

Hep derim, "Anlaşılmak güzel, anlatmak zor. Zor olanı başarmak da bizim gibiler için."