Salı, Eylül 27, 2011

Kar Tanesinin Aşkı Gibi

O gün gelir ve bir kar tanesi düşer gökyüzünün en tepesinden. Dünyaya doğru düşmeye başladığında parlak bir ışık keşfeder ve ona bakarak düşmeye başlar yeryüzüne. Düşer ve düşer..

Yeryüzüne düşmeye başladığından beri hep aynı amaca doğru yönelir ve o ışığa ulaşmaya çalışır ama nafile, Dünya onu çeker. Uzaklaştıkça o bakakaldığı ışıktan, daha çok özlemeye başlar onu ve sonunda olan olur. Kar tanesi Güneş'e aşık olur. Uzaklaştıkça sever güneşi, yere düşene kadar çabalar durur güneşe varmak için. Yere vardığında da vazgeçmez aşkından o kartanesi. Hala aşıktır güneşe.. Sonra onu yukarılardan gönderen bulut çekilir güneşin önünden ve yavaş yavaş öldürür güneş kartanesini.. İşte bu yüzdendir çabuk erimez kartaneleri.

İşte kar tanesinin Güneşe aşkı böyle biter. Her ne kadar mutsuz gözükse de, her kar yağdığında bu aşk kendini tekrar eder.

Benim de aşklarım böyleydi, bütün güneşler beni eritti bitirdi. Karıştım diğer kar tanelerinin arasına, ağlamaklı olduğumda, neden böylesin diye soranlar oldu tabi. Ne deseydim onlara? Kar tanesi gibi aşık oldum ve eridim mi? Artık temkinli atıyorum adımlarımı aşka doğru ve okunur okunmaz bilinir bilinmez yazılar yazıyorum. Boş uğraşlar buluyorum kendime ve üniversite hayatımda kalan son iki senemi, değerlendirmeye çalışıyorum.

Erteledim aşkı ta mezun olana kadar tabi benim bulutum beni bırakana dek yeni bir aşk yaşamayacağıma söz verebilirim ancak. Amacım uzun cümleler kurarak kafanızı karıştırmak değil, amacım aşkın manasını ufak cümlelerde saklanmadığını anlatmak. Daha fazla yazmayayım da muhabbetin kulağına kar suyu kaçmasın.

2 yorum:

Lazanya dedi ki...

Belki güneşte kar tanesini sever.

Mühendis'ül Edebiyat dedi ki...

Belkilere kalırsak, ben bu şansla eri(ye)meden üzerime basılan bir Harley Bot ile ölürüm.