Perşembe, Eylül 22, 2011

Yağmurda Islatmak İstersin Hayallerini

Bir blogger, sadece kendi hasretinden bahseden kendi hüznünü sayfalara döken. Arada bir kitap tanıtımları yapan. Kendi halinde bir blogger. Acı bir hatıradan dem vuran eskide kalan ama hatırlayabildiği hatıralarını yazıya döken biriyim ben.

Bugün ilkokulda iki sene kadar yanyana oturduğum bir arkadaş ile buluşacağım. Tabi ilkokul arkadaşı diyince dalga geçilir hep ama olsun. Ben test ettim tamamen hislerimiz duygularımız beğendiklerimiz nefret ettiklerimiz uyuşuyor. Tabi hemen atılıp, ben sana aşık oldum demiyeceğim. Çünkü aşk benim için artık korkutucu bir şey. Yazılarımda hep birilerini aradığımı yazıyorum ya, aslında ben aramıyorum. Arayan biri varsa, aradığını bulmasını bekliyorum. Çok garip ve manasız bir cümle oldu sanki bu son kurduğum. Anlatmak istediğim, benim seni aradığım kadar değerin oluyor gözümde, bulduğumda sana verebileceğim değer bu kadar yani. Ya da senin beni aradığın kadar bulma ihtimali artıyor. Neyse karıştı yine kafalar, sözcükler birbirine girdi.

Yağmur hastası bir yazarım ben, o kadar ki sırılsıklam olmak yetmiyor bana, her sırılsıklam olduğumda, aşık olmak geliyor içimden. İlla ki bir canlıya değil, neye olursa aşık oluyorum, dağa, taşa, toprağa, bazen bir yağmur damlasına. Sözcükler ardı sıra geliyor. Aynı sağanak yağan yağmur tanelerinin ardarda düşüşü gibi. Sensiz geçen günleri ardarda döküyor yeryüzündeki toprağa ve taşa kainat. Ağlıyor adeta gökyüzü, gülmeye çalışıyor güneş, sensizliğe hasret kalmanın burukluğuyla benim gibi. Sana aşık değilim artık çek git hayatımdan. Bir kez daha aramaya kalkarsan hiç düşünmeden suratına kapatacağım bütün yaşadıklarımızın yazdığı defteri. Mecazi anlamlarda boğulup yağmura sevineceğim yine. Sonra yazdıkça yazacağım, yağmurda ıslanan hayallerimi.

Yakışıklı bir çocuk olmadığım net ve çok fazla aşk yaşamadığım da doğru. Lisede 1, ilkokulda 3 kişiye aşık oldum ben sadece. Bu kadar az aşk tecrübem olmasına rağmen aşktan dem vurabiliyorum nedense. Yine devrik devrik konuşmaya başladım. Neden böyle hemen duygusala bağlıyorum ki bilmem. Halbuki çok sert mizaçlı bir çocuğum ben. Çocuk diyorum çünkü aşkımı büyüttüm sadece ben yıllar boyunca içimde. Bütün yaşadığım aşklar platonikti. Bir tanesi hariç elbette. O kız'ın adaşıydı benim platonik aşk yaşamadığım kız. Bana çok uygundu tabi ve birlikte olduğumuzda üzerimizde biriken nazarları toplasam, dünyayı yerinden oynatabilirdim. Çünkü tamamen mükemmel bir çifttik dışarıdan. O da terketti beni lanet olsun. Sonunda pes ettim, aşkın üstünü çizdim.


Sonra hayallerimin peşinden koştum, mimar olmak istedim de ne oldu? Olamadım. O sözde dediği gibi çizdim hayalimin üzerini de, hayat oldu. Anladım ki etrafımdaki yalancılar çoktu. Yazdıklarımın sık olmamasının sebebi, son bir kaç gün içinde, bütün hayatımı bir deftere atamak oldu. Bundan sonra saçma sapan da olsa yazmaya devam edeceğim. Ben, Mühendis'ül Edebiyat olarak duygusal yazılarıma ve hayat hikayemi parça parça anlatmaya buradan başlayacağım ve burada bitireceğim.

Bugünkü buluşmadan ne çıkar bilmem ama artık her şeye temkinli yaklaşıp, her sözümü uzun süreler düşünür biriyim ben. Eğer buna katlanabilen bir ilkokul arkadaşım olursa o zaman belki olabilir, neden olmasın? Belki bugün yağmur yağar da, bir güzel ıslanırız. Ne dersin Mikail?(a.s.)

2 yorum:

Lazanya dedi ki...

bende yağmurda hiç sevgilimle kalmadım.

öpüşmedim. el ele yürümedim.
sevmem ben yağmuru. saçım bozulur beni beğenmez.

beni beğenmezken bile seven biri hiç olmadı.

Mühendis'ül Edebiyat dedi ki...

Ben yağmuru çok seven bir kız ile ıslandım ve ıslanınca çok daha güzel olan biriydi o ama benden faydalanıp sonra gitti.

Yağmura rağmen benimle olmayı göze alan bir kız bulursam düşünmeyeceğim zaten.

Beğenmezken seven birini bulursan sen de hiç düşünme. ;)