Salı, Kasım 22, 2011

Öyle Bir Serzeniş

Hiç bişey yazamıyorum... Belki serzenişlerimi duyuyordun ama bu ben değildim.. Severken vazgeçmek değildi istediğim.. 
Öyle zamanlar geliyor ki , şimdi kapında bitip, hiç bırakmamacasına sarılasım geliyor
ancak öyle ki zamanlarda geliyor , Karşıma alıp bütün hıncımı çıkartacak kadar büyük kızmak..
Düşünemiyorum ne yapmam gerektiğini..
Vazgeçmeli miyim?
yoksa
Sımsıkı sarıp hiç bişeye bırakmamalımıyım..
Ne kadar sevebilirsin beni..
Ne kadar isteyebilirsin...
Mutlu olmak için , mutlu etmek yeter demişlerdi.. Başaramadım..
Peki ya Affetmek miydi gereken, affedilmek miydi...
aklım çok ama çok karışık..
kimisi , geri dönün diyor
kimisi, atlatacak diyor..
Ben unutabilecekmiyim.. 
Peki ya sen başkalarını severken hiç mi anına gelmeyeceğim..
kim istedi veya hangimiz bu kadar cesaretli olabilmeyi başardı..
Sana Yalan söyledim..
içimdeki sevgiyi sen bitirmedin.. Hiç bitmedi ki.. Sadece kızgınlığımdan ötürüydü haykırışlarım..
Düşen tek damlanda dahi yerimden kalkıp kocaman sarılmak geliyordu içimden.. Duramıyordum.. Ama sende durmuyordun ki.. Bak kaç gün oldu seni son görüşümden bu yana.. Yoksun.. Hala yoksun..
Belki geri gelmek istiyorsun, ama verilen sözler miydi buna engel olan, yoksa "O" değil diyişler mi.. 
kime inanıcam ben şimdi, kime güvenebilicem.. En yakınım , herşeyim olacakken , sen bırakıyorsun beni , Yalandanda olsa istemiyorum deyişlerimde, neden , hayır ben istemiyorum , gitmiycem, burada durmak istiyorum demiyorsun.. Neden yüzüme okkalı bi tokat indiripte , kendine gel , bu sen değilsin demiyorsun... 
Nerdesin... Yada , olduğun yerde iyi misin.. 
Bu kadar çok mu konuşmam gerekli yoksa susup sessizliğimde yokluğuna mı alışmak amacım.. Bilmiyorum.. Gerçekten bilmiyorum... Hala seni seviyorum, ama yanımda olmanı isterken bile, şüpheleniyorum.. Ya gidersen, Ya bir daha susarsan, Bir kez daha yeter diyesin gelirse.. 
Beni ben olarak kabul etmek zor geldiği için belkide...
Ben seni sen olarak kabul etmek istedim, belki başardım belki başaramadım.. Ama denedim.. Her gün biraz daha fazla denedim.. Kimi zaman evet bu böyle olmalı dedim, kimi zamanda hayır ya böyle olmamalı...
Ama terazinin iki kefesi gibi kimse ağır basmadı.. Dengesizliğimizde denge yaratmak bizim neyimize..

biliyorum çok saçmaladım.. Çokça da yalan söyledim ki hayatımda sevmediğim şey iken.. 
Artık gitmeli.. birimiz veya ben, sen yada biz.. Bittik mi bilmiyorum , ama gidenler var , görüyorum..
Şimdi sen çok sev.. Aklına geldiğim her anda ise bir adın daha fazla mutlu ol.. Kimse görmesin ama gülüşlerini, hani gözlerimin içine bakamazken kaçırdığın gözler gibi..
Beni sorma.. boşver.. Bi otobüs koltuğunda , belki bi kızın kucağına , yine yeniden sen diye , düşüncelere dalıp , aklımı öldüresiye yorup , yine ağlayan gözlerle hastahane yataklarına düşerim.. bakarsın bi tanıdık olur , ismimi duyarsın.. yada boşver.. Sen beni hep gülümseyişimle hatırla.. nasılsa tek unutmayacağını söylediğün anımızdı..
Ben mi ? 
Kim demiş.. Her anı tek tek saniye saniye hatırlıyorum.. Unutmayacağım, ama hatırlatmayacağım.. 
Şimdi git
Ve sakın unutma
Çok sev, gözlerini kaçırdığın bir kimse gibi...
Sevmekten vazgeçercesine saf ve heyacanlı...
Söylemekten korkarcasına kaçakça
Git , kendini çok sevdirmeden..
git
git...
me...

-Bu yazı bir genç tarafından yazılmıştır.

2 yorum:

edibüd dedi ki...

o genç kral bi genç.

Mühendis'ül Edebiyat dedi ki...

Belki artık birlikte yazabiliriz o genç ile. M.E. & Genç